Davos’ta ortaya çıktı: Diplomasinin yeni gücü Çin
Davos zirvesiyle birlikte uluslararası arenada Çin‘in diplomatik ve ekonomik ağırlığının giderek arttığı, bazı çevrelerce ABD‘nin geleneksel egemenliğini zorlamaya başladığı yorumları güçlendi. Washington’un tarihsel müttefikleri Kanada ve İngiltere‘nin Pekin ile adımlar atması, küresel güç dengesinde belirgin bir değişimin işareti olarak değerlendiriliyor.

Güç dengesi Çin’in lehine
Bazı uluslararası analizler, Çin‘in Kuşak ve Yol Girişimi, enerji işbirlikleri, teknoloji yatırımları ile Afrika ve Latin Amerika’daki genişleyen bağlantılarının ekonomik ve jeopolitik nüfuzunu artırdığını vurguluyor. Davos’taki lider konuşmaları ve küresel forumlardaki tartışmalar, birçok katılımcının ABD‘nin küresel liderliğine dair şüphelerini açıkça ortaya koyduğunu gösterdi.
Kongrede Pekin vurgusu
ABD Kongresi’nde Kasım–Aralık 2025 oturumlarında yapılan sunumlarda, bazı uzmanlar ABD‘nin geleneksel diplomatik gücünde gerileme olduğu ve Çin‘in uluslararası platformlarda daha etkin bir rol üstlendiği değerlendirmesini paylaştı. Kongre sunumlarında, Pekin’in stratejik ortaklık ağı ve küresel altyapı projelerinin görselleştirildiği grafikler yer aldı. Ayrıca, Çin’in bölgesel iş birlikleri ve ekonomik bağları güçlendirerek alternatif diplomatik kanallar oluşturduğu belirtildi.
İngiltere ve Kanada’dan somut adımlar
Bu diplomatik değişim dalgası, somut ziyaret ve anlaşmalarla perçinlendi. Kanada Başbakanı Mark Carney, 16 Ocak 2026’da Pekin’de yapılan görüşmelerde gümrük tarifelerinin azaltılması, elektrikli araç sektörü ve kanola yağı üzerindeki tarifeler gibi ticari konularda ilerleme sağlandığını açıkladı. Carney, Çin’i “daha öngörülebilir ve güvenilir bir ortak” olarak nitelendirdi.
Benzer şekilde, İngiltere Başbakanı Keir Starmer’ın Ocak 2026’da gerçekleştirdiği ziyaret, 2018’den bu yana ilk üst düzey İngiliz resmi ziyareti olarak kayda geçti. Starmer ile Çin liderleri arasında ticari ilişkilerin derinleştirilmesi, vize kolaylıkları ve parlamenter temasların normalleştirilmesine yönelik mutabakatlar sağlandı. Bu adımlar, dönemde ABD Başkanı Donald Trump‘ın uyguladığı cezalandırıcı ticaret politikalarının müttefikleri Çin ile daha fazla yakınlaşmaya ittiği eleştirilerini de gündeme getirdi.

Çok merkezli diplomasinin işaretleri
Uzmanlar, Çin’in Afrika’dan Avrupa’ya, Latin Amerika’dan Orta Doğu’ya uzanan etki ağı kurmasının ve Batı ile ekonomik-kültürel bağlarını güçlendirmesinin, küresel diplomaside çok merkezli bir yapının güçlendiğine işaret ettiğini söylüyor. Bu eğilimler, uluslararası ilişkilerde tek kutuplu bir dönemin yerini, birden fazla aktörün belirleyici olduğu daha karmaşık bir dengeler sistemine bıraktığına dair değerlendirmeleri destekliyor.
Sonuç
Davos ve takip eden diplomatik temaslar, Çin’in yalnızca ekonomik değil aynı zamanda diplomatik alanda da yükselen bir merkez olduğunu gözler önüne serdi. Önümüzdeki dönemde küresel stratejilerin ve ittifakların bu yeni gerçekliğe göre yeniden şekillenmesi bekleniyor.







