Trump yönetimi EPA’yı hava kirliliğinin sağlık etkilerini hesaba katmamaya yönlendiriyor

EPA tarihinde uzun süredir uygulanan bir yöntem; insan yaşamının ekonomik değerini belirleyip bunu maliyet-fayda analizinde kullanmaktı. Ancak son dönemde gündeme gelen planlar, ozon ve PM2.5 gibi kirleticilerin düzenlenmesinde sağlık kazançlarını hesaba katma pratiğini sonlandırmayı öneriyor.
Ne değişecek?
Uzun yıllardır her yönetim çevre düzenlemelerinde insan sağlığının parasal karşılığını dikkate alıyordu. Yeni öneri hayata geçerse, EPA ozon ve ince partikül (PM2.5) kirliliğinin azaltılmasının getirdiği sağlık faydalarını maliyet hesabına dahil etmeyecek. Bu, birçok kirlilik kontrol önleminin ekonomik gerekçesini doğrudan etkileyebilir.
Neden bu kadar önemli?
Ozon ve PM2.5 uzun yıllardır insan sağlığıyla ilişkilendiriliyor. Yerden yakın ozon, ulaşım ve enerji kaynaklarından yayılan azot oksitlerle birleşerek **smog** oluşturuyor ve hassas gruplarda solunum yolu krizlerine yol açabiliyor. PM2.5 ise daha geniş bir hastalık yelpazesiyle bağlantılı bulunuyor:
- Astım, kalp hastalıkları ve kronik solunum yolu hastalıkları
- Nörodejeneratif hastalıklar olarak Parkinson, Alzheimer ve demans ile olası ilişkiler
- Böbrek hastalıkları ve tip 2 diyabet gibi sistemik etkiler
- Gebelikte maruziyetin düşük doğum ağırlığı riskini artırması
Bu etkiler, özellikle çocuklar, yaşlılar ve solunum-yol hastalığı olanlar gibi hassas gruplarda hayatı tehdit edici olabiliyor.
Küresel etki
Hava kirliliğinin sağlık üzerindeki yükü küresel ölçekte büyük; yılda milyonlarca insanın erken ölümünde rol oynadığı tahmin ediliyor. Bu nedenle düzenlemelerde sağlık dışı kriterlerin öne alınması, toplum sağlığı maliyetlerini gizleyebilir.
Zamanlama ve ekonomik bağlam
Önerilen değişiklikler, veri merkezleri ve büyük ölçekli enerji tüketen tesislerin daha kirli enerji kaynaklarına yöneldiği bir döneme denk geliyor. Bazı büyük yapay zeka ve veri merkezleri, doğal gaz türbinleri gibi daha yüksek emisyonlu çözümlerle çalışırken, bölgesel hava kalitesi ve halk sağlığı üzerindeki baskı artıyor.
Tepkiler ve olası sonuçlar
İş dünyası grupları değişikliği destekliyor; düzenlemelerin “denge”leyici bir yaklaşımla yeniden gözden geçirilmesinin gerekliliğini savunuyorlar. Öte yandan halk sağlığı uzmanleri ve çevre savunucuları, sağlık etkilerinin göz ardı edilmesinin kirlilik düzeylerinde artışa ve uzun vadede daha yüksek sağlık maliyetlerine yol açacağından endişe ediyor.
Sonuç: EPA’nın sağlık faydalarını düzenlemelerden çıkarması, hava kirliliği ile mücadelede temel parametrelerin yeniden tanımlanması anlamına gelir. Bu değişiklikler hem yerel hava kalitesini hem de halk sağlığını doğrudan etkileyebilir; dolayısıyla karar sürecindeki teknik ve etik tartışmalar önem kazanacak.






