Enerji Bakanlığı, bakanlık arazilerinde kurulacak nükleer santrallar için uyguladığı güvenlik ve çevre kurallarında önemli değişiklikler yaptı. Bu adım, startupların ve enerji projelerinin hız kazanmasına zemin hazırlarken, işçi sağlığı ve çevresel riskler konusunda ciddi kaygılar doğuruyor.
Neler değişti?
Yetkililerce yapılan revizyonlarla kural kitabının yaklaşık üçte biri kaldırıldı ve birçok bölüm yeniden yazıldı. Önceki zorunluluklar —özellikle yeraltı suyu ve çevresel kirlenmeyi sınırlandırmaya yönelik maddeler— artık bağlayıcı değil, öneri niteliğine indirildi. Ayrıca çalışanların maruz kalabileceği radyasyon dozları artırılırken, tesis güvenliği protokollerinin büyük kısmı şirketlerin inisiyatifine bırakıldı.
Karar alma süreci ve şeffaflık
Değişikliklerin kamuya açık bir yorum süreci olmadan ve önceden bildirilmeksizin yapıldığı bildiriliyor. Bu durum, düzenlemelerin demokratik denetimi ve toplumsal hesap verebilirlik açısından eleştirilere neden oluyor.
Hangi tesisleri kapsıyor?
Yeni kurallar yalnızca Bakanlık mülkiyetindeki arazilerde inşa edilecek reaktörler için geçerli. Bakanlık arazisi dışında kurulacak santrallar ise halen Nükleer Düzenleme Kurumu gibi bağımsız kurumların denetimine tabi.
Startuplar ve hızlanan gelişim
Son aylarda nükleer teknoloji girişimleri büyük yatırımlar topladı ve veri merkezlerinin enerji talepleri gibi talep unsurlarıyla birlikte daha hızlı ilerliyorlar. Birçok startup, Bakanlık mülkiyetindeki gösterim reaktörlerini kullanarak yönetimin belirlediği 4 Temmuz 2026 tarihli hedefe yetişmeyi planlıyor. Bu hedef, projelerin hızla hayata geçirilmesini teşvik ediyor ancak güvenlik ve çevresel etki değerlendirmelerinde gerekli titizliği zayıflatma riski taşıyor.
Endişeler ve olası etkiler
Uzmanlar ve çevre savunucuları, kuralların gevşetilmesinin insan sağlığı ve çevresel güvenlik üzerinde olumsuz sonuçlar doğurabileceği uyarısında bulunuyor. Özellikle yeraltı suyu kirliliği ve artan radyasyon sınırları, uzun vadede geri dönülmesi güç etkiler yaratabilir. Ayrıca şirketlere bırakılan güvenlik önlemleri, denetim ve sorumluluk mekanizmalarının zayıflamasına yol açabilir.
Özetle, yapılan değişiklikler yeni projelerin önünü açarken, bu sürecin şeffaflığı, işçi güvenliği ve çevresel koruma açısından önemli soru işaretleri bırakıyor. Halk ve uzmanların katılımını sağlamadan alınan adımların yaratacağı etkiler yakından izlenmeye devam edecek.