Teknoloji

Trump dönemi yaptırımları ve diplomasi gerilimleri: Avrupa, ABD teknolojisine bağımlılığını azaltma yolunda

Haber görseli

Günlük hayatı kilitleyen yaptırım riski

Hayal edin: kredi kartınız çalışmıyor, çevrimiçi hizmetlere erişiminiz kapanıyor ve ABD merkezli teknolojiler kullanılamaz hale geliyor. Banka havalesi göndermek, uluslararası alışveriş yapmak veya ABD dolarına dayalı hizmetlere güvenmek güçleşiyor. Bu senaryo artık bazı kişiler için gerçek oldu.

Bir örnek: Kimberly Prost vakası

Kimberly Prost adlı Kanada vatandaşı ve Uluslararası Ceza Mahkemesi yargıcı, Trump yönetimi tarafından yaptırım listesine alındı. Prost’un 2020’deki kararları ve ICC’nin Afganistan’daki iddia edilen savaş suçlarını soruşturma yetkisine ilişkin rolü, Washington’un tepkisine yol açtı. Yaptırımların etkisini Prost, günlük yaşamını felç eden bir deneyim olarak nitelendirdi. Bu olay, ABD ile ilişkili finansal ve dijital altyapıdan kopmanın bireyler üzerindeki somut sonuçlarını gözler önüne seriyor.

İlgili Makaleler

Avrupa’da dijital egemenlik kaygısı

Trump dönemindeki diplomatik gerilimler ve uluslararası normlarda yaşanan sarsıntılar, bazı AB ülkelerinde dijital egemenlik tartışmalarını yeniden alevlendirdi. Yetkililer, AB’nin dış sağlayıcılara olan bağımlılığının stratejik riskler doğurduğunu söylüyor. Belçika’nın siber güvenlik sorumlusu bu bağımlılığı ‘‘Avrupa internetini kaybetme’’ şeklinde özetledi ve verilerin tamamen Avrupa’da tutulmasının şu an için imkânsız olduğunu belirtti.

Parlamentonun çağrısı

Avrupa Parlamentosu, üye ülkelerin dış sağlayıcılara olan bağımlılıklarını azaltmak için Komisyon’a alan tespiti yapma çağrısında bulundu. Parlamento verilerine göre AB, dijital ürün, hizmet ve altyapılarının büyük kısmını AB dışı kaynaklardan temin ediyor. Bu tavsiye niteliğindeki karar, daha fazla yerli teknoloji ve altyapı yatırımı ihtiyacını vurguluyor.

Fransa’dan somut adım

Fransa yönetimi, güvenlik ve egemenlik gerekçesiyle Zoom ve Microsoft Teams gibi Amerikan platformlarının yerine, yerli bir video konferans çözümü olan Visioyu kullanma kararı aldığını açıkladı. Bu tür adımlar, devlet kurumlarının tedarik tercihlerinde değişiklik sinyali veriyor.

Tarihi arka plan: Gözetim, Patriot Act ve Snowden

AB’nin hassasiyetleri yeni değil. 2001 sonrası dönemde yürürlüğe giren Patriot Act, Amerikan istihbarat kurumlarına küresel ölçekte erişim alanları açtı; bu durum Avrupa’nın sıkı veri koruma düzenlemeleriyle çelişti. Büyük teknoloji şirketleri, ABD yasaları gereğince Avrupa’daki verilerin paylaşılabileceğini kabul etmek zorunda kaldı. 2013’teki sızıntılar bu uygulamaların kapsamını ortaya koydu ve tartışmaları derinleştirdi.

Bireysel tepki ve alternatif arayışları

Sadece devletler değil, teknoloji çalışanları ve bağımsız gazeteciler de ABD teknolojilerinden uzaklaşma çağrısında bulunuyor. Kullanıcıları alternatif açık kaynak araçlara ve Avrupa merkezli çözümlere yönlendiren rehberler ile topluluk girişimleri artıyor. Bu hareket, hem güvenlik hem de mahremiyet argümanlarıyla destekleniyor.

Sonuç: Stratejik dönüşüm gerekliliği

Kimberly Prost örneği, yaptırımların sadece siyasi değil, aynı zamanda günlük hayata doğrudan yansıdığını gösteriyor. Avrupa’nın hedefi, dışa bağımlılığı azaltarak diplomatik dalgalanmalara karşı daha dayanıklı bir dijital altyapı kurmak. Bu süreç hem teknoloji yatırımlarını hem de regülasyonları ve kullanıcı alışkanlıklarını dönüştürmeyi gerektiriyor.

World EDU Türkçe Editör

General Editor - Soru ve Eleştirileriniz için İLETİŞİM kısmından bağlantı kurabilirsiniz.

İlgili Makaleler

Bir yanıt yazın

Başa dön tuşu