‘The Magnificent Ambersons’ yapay zekâ projesine yönelik şüphem azaldı

Önceki şüphe, şimdi daha anlayışlı bir bakış

Geçen sonbaharda bir girişimin Orson Welles klasikleri arasında yer alan The Magnificent Ambersons‘ın kayıp sahnelerini generatif yapay zekâ ile yeniden yaratma planını duyurduğunda ilk tepkim şüpheydi. Proje, sinemaseverleri öfkelendirecek ve ticari değeri sınırlı bir işe para harcanmış izlenimi veriyordu. Ancak son dönemde yayımlanan kapsamlı bir profil, bu girişimin arkasındaki niyeti ve tutkuyu daha iyi göstermeye başladı.

Projenin arkasındaki motivasyon

Girişimci Edward Saatchi, çocukluğunda özel gösterim odalarında film izleyen bir ailede büyüdüğünü, Ambersons ile on iki yaşında tanıştığını söylüyor. Bu kişisel bağ, projenin yalnızca teknolojik bir gösteriden öteye, Welles’e duyulan bir hayranlığın ürünü olduğunu gösteriyor.

Kayıp filmin mitolojisi

The Magnificent Ambersons, Welles’in daha bilinen filmi Citizen Kane kadar popüler olmamakla birlikte sinema tarihinin en tartışmalı kayıplarından biri. Stüdyo, başarısız bir ön gösterimin ardından 43 dakikayı kesmiş, sonradan bu parçaları yok etmiş ve filme yapay bir mutlu son eklemişti. Welles ise kesilen versiyonun eski vizyonunu geri getirmek gerektiğini savunmuştu.

Nasıl bir yeniden yapım amaçlanıyor?

Fable adlı şirketin yaklaşımı, daha önce aynı hedefle çalışanlarınkinden daha geniş kaynak ve teknoloji kullanmak: canlı aksiyon çekimleri yapıp daha sonra bu sahnelerin üzerine orijinal oyuncuların dijital yüz ve ses yeniden üretimlerini bindirmek. Bu açıdan proje, önceki animasyon-tabanlı denemelerin daha gelişmiş bir versiyonu sayılabilir.

İşin teknik ve estetik zorlukları

Şirketin itiraf ettiği üzere, proje pek çok teknik güçlük barındırıyor. Örneğin bazı çıktılarda oyuncuların iki başlı görünmesi gibi açık hatalar ortaya çıkabiliyor; Welles’in zengin ışıklandırma ve gölge estetiğini yakalamak ise daha öznel ve zor bir iş. Ayrıca Saatchi, yapay zekânın kadın karakterleri bazen uygunsuz şekilde “daha mutlu” gösterme eğiliminden de söz ediyor.

Miras, izinler ve etik tartışma

Saatchi, projenin duyurusundan önce Welles mirası ile konuşmamanın “tam bir hata” olduğunu itiraf etti. O günden bu yana miras sahipleri ve filmin haklarını elinde bulunduran kurumlarla yönelik onay arayışları sürüyor. Welles’in kızı projeye temkinli yaklaşıyor ancak saygı gösterildiğine inanırsa sürece daha sıcak bakabileceğini belirtiyor. Buna karşın bazı isimler, örneğin bir oyuncunun ailesi, böyle bir yeniden yaratımın orijinalliğe haksızlık edeceğini savunuyor.

Tepkiler ve daha geniş tartışma

Proje destekçilerinden bazıları bunu Welles’e duyulan hayranlığın modern bir ifadesi olarak görüyor; eleştirmenler ise bunun ancak bir öyküsel kurgu ya da merak uyandıran bir deneme olacağını, asla orijinalin yerini tutamayacağını söylüyor. Bu tartışma, sanatın kayıpları ve teknolojiyle yeniden kurma çabaları üzerine daha geniş bir felsefi sorgulamayı da beraberinde getiriyor: Yapay zekâ, kayıpları “geri getirebilir” mi, yoksa yalnızca anıları taklit eden bir araç mı sunar?

Sonuç: Niyet anlaşılıyor, sonuç hâlâ belirsiz

Bugün, projenin arkasındaki niyetin bir hayranın özlemi ve Welles’e duyulan saygıdan kaynaklandığını görmek kolaylaştı. Buna rağmen, ortaya çıkacak materyalin salt bir merak nesnesi olmaktan öte, gerçek bir sanatsal değer taşıyıp taşımayacağı belirsizliğini koruyor. Bazı kayıplar, geride bıraktıkları boşluklarla birlikte değerlidir; bu boşluğu teknolojik bir müdahaleyle doldurmak her zaman kabul görmeyecektir.

Exit mobile version