Podcastlar, ABD’de konuşulan radyo yayınlarını geride bıraktı
Podcastler, Amerika Birleşik Devletleri’nde konuşulan kelime tabanlı ses içeriklerinde artık AM/FM konuşma radyosunu geride bıraktı. Yıllık dinleme verilerini izleyen bir araştırma, podcastlerin toplam konuşulan ses dinleme süresinin %40’ına denk geldiğini; konuşma radyosunun ise %39 ile ikinci sırada kaldığını gösteriyor.
Araştırmanın öne çıkan bulguları
Son on yılda kaydedilen veriler, podcast dinleme sürelerinin genellikle arttığını, konuşma radyosunda geçirilen sürenin ise azaldığını ortaya koyuyor. Bu yıl elde edilen veriler, podcastlerin konuşulan yayınlar arasındaki payının ilk kez radyo yayınlarını geçtiğini doğruluyor.
Video podcastlerin yükselişi
Veriler, podcast tüketiminde video bileşeninin öneminin arttığını da gösteriyor. Video podcastler; yayın platformlarında ve televizyon bağlantılı cihazlarda izlenebiliyor. Örneğin bazı akış platformları, podcastleri gündüz kuşağı talk-show’larına modern bir alternatif olarak platformlarına dahil etme yönünde anlaşmalar yapıyor.
Video izleme saatlerindeki artış
Oturma odası cihazlarında tercih edilen video podcast izlemeleri de kayda değer şekilde yükselmiş durumda; bununla birlikte video formatının yükselişi, ses odaklı dinlemeyi olumsuz etkilemiş görünmüyor.
Tüketici tercihleri ve türlere göre farklılaşma
Katılımcıların büyük çoğunluğu hem ses hem video podcastleri tüketiyor. Mevcut veriler, 18 yaş ve üzeri kullanıcıların yüksek bir bölümünün hem ses hem video formatlarını takip ettiğini; yalnızca sese odaklananların ve yalnızca video izleyenlerin ise daha küçük bir kesim olduğunu gösteriyor. Tercihler ayrıca podcast türüne göre değişiyor: müzik, spor, komedi ve haber gibi kategorilerde video formatları daha fazla tercih edilirken; bilim, tarih, sanat, kurgu ve true crime gibi türler genellikle ses odaklı dinleniyor.
Ne değişiyor?
Genel tablo, podcast ekosisteminin hem format hem de tüketim alışkanlıkları açısından çeşitlendiğini işaret ediyor. Podcastler artık konuşma radyosunun birçok dinleyicisini çekiyor; aynı zamanda video bileşeninin yükselmesi, içerik üreticileri ve platformlar için yeni fırsatlar yaratıyor. Önümüzdeki dönemde bu eğilimlerin nasıl şekilleneceği, içerik türleri ve dağıtım stratejilerindeki yeniliklere bağlı olacak.







