Teknoloji

Meta iç araştırması: Ebeveyn denetimleri ergenlerin sosyal medya bağımlılığını engellemiyor

Haber görseli

Meta’nın iç çalışması ne dedi?

Meta tarafından üniversite işbirliğiyle yürütülen Project MYST adlı iç araştırma, ebeveyn denetimlerinin — zaman sınırlamaları veya erişim kısıtları gibi — ergenlerin kompulsif sosyal medya kullanımını önemli ölçüde azaltmadığını ortaya koydu. Çalışma, ayrıca travmatik veya baskılı yaşam olayları yaşayan gençlerin sosyal medya kullanımını makul düzeyde sınırlamada daha zorlandığını kaydetti.

Dava kapsamı ve iddialar

Bu bulgular, Los Angeles’ta devam eden sosyal medya bağımlılığı davası sırasında gündeme geldi. Davacı olarak yer alan ‘Kaley’ adlı genç ve ailesi, sosyal medya şirketlerini kullanıcıları ‘bağımlılık yapan ve tehlikeli’ ürünler oluşturmakla suçluyor; iddialar arasında anksiyete, depresyon, beden algısı bozuklukları, yeme bozuklukları, kendine zarar verme ve intihar düşünceleri gibi zararlar yer alıyor.

Hangi şirketler hedefte?

Davada Meta, YouTube, TikTok ve Snap isimleri geçti; ancak bazı şirketlerin davalar başlamadan önce uzlaşma yoluna gittiği belirtildi. Mevcut duruşmada Meta’nın iç araştırmasına dikkat çekildi ve bu verilerin şirket tarafından bilindiği halde kamuoyuna duyurulmadığı iddia edildi.

Project MYST’in öne çıkan bulguları

1.000 ergen ve ailelerini kapsayan anket temelinde hazırlanan çalışma, ebeveyn gözetimi ve ev içi kuralların ergenlerin sosyal medyaya karşı tutumları veya dikkat seviyeleriyle belirgin bir ilişki göstermediğini raporladı. Hem ebeveynler hem de gençler bu noktada benzer görüş bildirdi.

Ayrıca, alkol sorunu olan ebeveynler, okul zorbalığı gibi olumsuz yaşam deneyimleri yaşayan gençlerin, sosyal medya kullanımlarını daha az takip edip düzenleme eğiliminde olduğu görüldü. Bu da, gerçek yaşam travması yaşayan çocukların riskinin arttığı yönünde yorumlandı.

Şirket savunması ve sorumluluk tartışması

Meta tarafı, çalışmanın ergenlerin gerçekten ‘bağımlı’ olup olmadığını anlamaya yönelik dar bir odak taşıdığını ve sonuçların sorumluluğu ebeveynlere ve yaşam koşullarına işaret ederek yorumlanması gerektiğini savundu. Buna karşın davacının avukatları, sosyal medya ürünlerinin algoritmik akışlar, değişken ödül mekanizmaları, sürekli bildirimler ve yetersiz ebeveyn kontrol araçları nedeniyle gençleri istismar ettiğini öne sürdü.

Üst düzey tanıklık

Instagram sorumlularından yapılan ifadelerde, Project MYST ismi anılsa da çalışmayla ilgili ayrıntı hatırlanmadığı belirtildi. Araştırmanın yayımlanmadığı ve hem gençlere hem de ailelere yönelik resmi bir uyarı yapılmadığı vurgulandı.

Sonuç ne olabilir?

Mahkemenin Project MYST ve benzeri araştırmaların bulgularını nasıl yorumlayacağı, sosyal medya şirketlerinin genç kullanıcı politikalarını ve düzenleyicilerin atacağı adımları etkileyecek. Davanın ilerleyen sürecinde, bu tür iç araştırmaların kamuoyuna açılması ve şirket sorumluluğunun sınırları tartışılmaya devam edecek.

World EDU Türkçe Editör

General Editor - Soru ve Eleştirileriniz için İLETİŞİM kısmından bağlantı kurabilirsiniz.

İlgili Makaleler

Bir yanıt yazın

Başa dön tuşu