Kilis’te yaşayan Suriyelilerin geri dönüş kararları, ev, dil ve mülkiyet sorunları nedeniyle kolaylaşmıyor. On yılı aşan sürgün yaşamının ardından vatanına dönmeyi isteyenler olduğu gibi, burada doğup büyüyen çocukları ve ekonomik kaygıları yüzünden tereddüt edenler de var. Yerel halk ve STK’lar, dönüşün sosyal ve ekonomik etkilerini yakından takip ediyor.
Rakamlar ne diyor?
Rejimin değişiminin ardından, Aralık 2024’ten itibaren Türkiye’den 562 bin Suriyelinin geri döndüğü bildiriliyor. 2021’de Türkiye’nin dünyada en fazla mülteciye ev sahipliği yapan ülke olduğu; o dönemde kayıtlı sayının 3,7 milyon olduğu hatırlanıyor. Kilis, geçmişte nüfusuna oranla en yüksek sığınmacı yoğunluğuna sahip illerden biriydi ve yüzde 43 gibi yüksek bir orana ulaşmıştı. 15 Ocak verilerine göre Kilis’teki Suriyeli sayısı önemli ölçüde azaldı; Gaziantep’ten ise yaklaşık 130 bin kişinin ayrıldığı kaydedildi.
Dil ve eğitim: Yeni neslin sorunu
Yıllardır Türkiye’de yaşayan ailelerin en sık dile getirdiği endişelerden biri, çocukların Arapça bilmemesi. Çok sayıda çocuk Türkiye’de okula giderek Türkçe eğitim aldı; bunun sonucunda bazı gençler artık Suriye’ye döndüklerinde eğitimlerine aynı şekilde devam etmenin zorluğunu yaşıyor. Bir aile üyesinin ifadesiyle: ‘Dönmek istiyorum ama eğitimime burada devam etmek istiyorum, çünkü Arapçayı sıfırdan öğrenmek çok zor olacak.’
Ekonomik bariyerler: Kiralar ve mülkiyet
Geri dönüşü engelleyen en büyük unsurlardan biri, barınma ve mülkiyet sorunları. Birçok ev ya yıkılmış ya da başka kişiler tarafından kullanılıyor; kimi durumlarda evler, eski rejim odaklı aktörler aracılığıyla başkalarına devredilmiş. Bu durumda gerçek sahiplerin evlerini geri alabilmek için para ödemesi gerekebiliyor. Ayrıca geri dönenlerin bir kısmı Suriye’de kira fiyatlarının Türkiye’dekinden daha yüksek olduğunu görünce şaşkına dönüyor; bazı ilçelerde ücretlerin yüksek olduğu bildiriliyor.
Hizmetlere erişim ve sağlık giderleri
Türkiye’de uygulanan bazı düzenlemeler de geri dönüş kararlarını etkiliyor. Uzun süreli geçici koruma kapsamında olanlar için zaman içinde sağlanan haklarda değişiklikler yaşandı; sağlık hizmetlerine yönelik uygulamalardaki yenilikler ailelerin değerlendirmelerinde rol oynuyor. Bazı kişiler artık Türkiye’de daha fazla ücretle karşılaşabileceklerini belirtiyor.
STK’ların rolü ve yeni yönelimler
Kilis’teki yardım kuruluşları, ihtiyaçların değişmesiyle faaliyetlerini yeniden düzenliyor. Bazı STK’lar bölgede daralma yaşarken, desteklerini Suriye içindeki merkezlere kaydırma planları yapıyor. Yerel dernekler, geri dönenlere destek olacak toplum merkezleri ve okullar açma hazırlığında; aynı zamanda entegrasyon stratejilerini yeniden değerlendiriyorlar. Daha önce Türkiye toplumuyla entegrasyon programları uygulanmışken, şimdi aynı topluluklar içinde Suriyelilere yönelik çalışmaların ön planda olacağı projeler düşünülüyor.
Sınır bölgelerinde belirsizlik
Sınır kapılarında bekleyenlerin anlattıkları, geri dönmenin kalıcı olmaktan uzak olduğunu gösteriyor: hizmetlerin eksikliği, su ve elektrik kesintileri, köylerin çatışmalarda zarar görmesi gibi sorunlar devam ediyor. Bu koşullar, ziyaret amaçlı geçişleri mümkün kılıyor ancak kalıcı yerleşimi engelliyor.
Kilis ekonomisine etkileri
Geri dönüşlerin hızlanması Kilis ekonomisinde boşluklar yarattı. Tekstil, inşaat ve ayakkabı sektörleri başta olmak üzere bazı iş kolları, iş gücü kaynaklı sıkıntı yaşıyor. Eski yoğunluğun azalmasıyla birlikte cadde ve dükkanlarda hareketlilik düşerken, yerel ekonomik dengelerin yeniden şekillenmesi gündemde.
Sonuç
Kilis örneği, kitlesel geri dönüşün sadece siyasi kararlarla çözülemeyeceğini; barınma, eğitim, mülkiyet hakları ve hizmetlere erişim gibi pek çok somut engelin birlikte ele alınması gerektiğini gösteriyor. Hem geride kalanların hem de geri dönenlerin ihtiyaçlarını dengeleyecek kapsamlı politikalar, dönüşün sürdürülebilir olmasında belirleyici olacak.