İsrail ‘güvenli liman’ mı oldu? ABD’den kaçan pedofili zanlıları ve iade sorunları
ABD merkezli bir araştırma ile sivil toplum kuruluşlarının verileri, ABD’de pedofiliyle suçlanan birçok zanlının İsrail’e kaçtığını ve bu durumun uluslararası iade süreçlerinde yeni sorunlar yarattığını ortaya koyuyor. Çalışmalar, zanlıların bazen Geri Dönüş Yasası ve hukuki boşlukları kullanarak adli takipten uzaklaştığını; iade ve soruşturma süreçlerinde hem zaman kaybı hem de koordinasyon eksiklikleri yaşandığını gösteriyor.
ABD’den İsrail’e kaçış örnekleri
Araştırmada yer alan davalar arasında, 2000 yılında Oregon’da 9 yaşındaki bir çocuğa yönelik cinsel saldırı suçlaması ile ilişkilendirilen Jimmy Julius Karow örneği öne çıkıyor. Karow’un, Amerikan makamları tarafından yakalanamadan önce İsrail’e gittiği ve uluslararası aramada olduğu belirtiliyor. Sivil toplum kuruluşlarının verdiği bilgiye göre 2014’ten bu yana 60’tan fazla kişi ABD’den İsrail’e kaçtı; gerçek sayının bundan çok daha yüksek olduğuna dair değerlendirmeler var.
Yerleşimci çevreler ve soruşturma güçlükleri
Araştırmada adı geçen diğer bir dosyada, Kaliforniya’da çocuklara yönelik cinsel suçlardan tutuklanan Mordechai Yomtov’un Meksika üzerinden İsrail’e kaçtığı ve sahte belgeler kullandığı iddia ediliyor. STK temsilcileri, bazı muhafazakar topluluklarda suçlamaların inkarla karşılandığını ve bunun mağdurların sesini duyurmasını zorlaştırdığını vurguluyor. Ayrıca, hem ABD’deki iade süreçlerinin yavaş ilerlediği hem de İsrail’de bazı soruşturmaların önceliklendirilmediği belirtiliyor; iade süreçleri ve uygulamadaki farklılıkların zanlıların avantaj sağlamasına yol açtığı ifade ediliyor. İsrail güvenlik kurumları ise uluslararası kurumlarla koordinasyon içinde çalıştıklarını belirtiyor.
Hukuki ve idari boşluklar
Knesset Araştırma ve Bilgi Merkezi verileri, İsrail’in cinsel suç kayıtları, kamu bilgilendirmesi ve çevrim içi suçlarla mücadele altyapısı bakımından bazı gelişmiş hukuk sistemlerinin gerisinde kaldığını gösteriyor. Akademik çevreler ise özellikle yerleşim bölgelerine karışan kaçakların dosyalarının uluslararası inceleme altında olduğunu belirtiyor; bu durum, hukuki boşluklar ve kayıt eksikliklerinin olası sonuçlarını gündeme taşıyor.
Siyasi tartışmalar ve iade ihtilafları
Araştırma, ayrıca iade süreçlerine müdahaleye ilişkin iddiaları da içeriyor. Örneğin, geçmişte gündeme gelen bazı dosyalarda İsrail içindeki siyasi kararların iade işlemlerini etkilediğine dair tartışmalar yer aldı. Bu bağlamda Malka Leifer davası ve eski bazı yetkililer hakkında ileri sürülen iddialar, uluslararası hukuk ve devletler arası iade mekanizmalarında gerilim oluşturabileceği değerlendirmelerine yol açıyor.
Ne yapılmalı?
Uzmanlar ve sivil toplum kuruluşları, etkin uluslararası iş birliği, şeffaf kayıt sistemleri ve iade süreçlerinin hızlandırılması gerektiğini vurguluyor. Bu önlemler, hem mağdurların adalete erişimini kolaylaştıracak hem de sınır ötesi kaçışların önüne geçilmesine katkı sağlayacaktır.







