Hakan Fidan: İsrail’in Somaliland Hamlesi Gayrimeşruluğun Bir Örneği
Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, Paris’te gerçekleştirilen Ukrayna konulu zirve ve ardından yapılan ikili ve üçlü görüşmelerin ardından basın mensuplarına değerlendirmelerde bulundu. Paris’teki programında Suriye Dışişleri yetkilileri ile ABD temsilcileriyle bir araya geldiğini belirten Fidan, bu görüşmelerde bölgesel gelişmeler ve müzakerelerin detaylı şekilde ele alındığını ifade etti.
Görüşmelerin odağı: Suriye, YPG ve müzakereler
Fidan, Suriye tarafıyla ve ABD ile sürekli istişare halinde olduklarını vurgulayarak, toplantılarda özellikle Suriye sahasındaki duruma, YPG ile yürütülen görüşmelerin sonuçlarına ve müzakerelerde gelinen aşamalara dair kapsamlı değerlendirmeler yapıldığını aktardı. Üçlü toplantılarda tarafların rol ve sorumluluklarının konuşulduğunu, Türkiye’nin sürece aktif katkı sunduğunu söyledi.
İsrail’in bölgedeki provokatif eylemleri
Bakan, İsrail’in Suriye sahasındaki eylemlerini “provokatif” olarak nitelendirerek bunun bölgedeki yayılmacı politikaların bir uzantısı olduğunu kaydetti. Bu tür adımların doğru tespit edilmesi, analiz edilmesi ve gerekli tedbirlerin alınmasının bölge istikrarı açısından hayati olduğunu belirtti. Fidan ayrıca bu konuda bölge ülkelerinin yanında ABD gibi aktörlerin de ciddi sorumluluklar üstlenebileceğini ifade etti.
Somaliland kararı ve uluslararası hukuk
İsrail’in Somaliland’i tanıma girişimini eleştiren Fidan, bu adımı gayrimeşruluk olarak nitelendirdi. Somaliland meselesinin Somali içindeki uzun süreli bir tartışma olduğunu, Türkiye’nin ise Birleşmiş Milletler kararları ve uluslararası teamüller çerçevesinde Somali’nin toprak bütünlüğünü savunduğunu vurguladı. Fidan, böylesi tek taraflı tanıma çabalarının bölgedeki istikrarsızlığı artırma potansiyeline işaret ettiğini söyledi.
Ukrayna zirvesi ve barış sürecine katkılar
Paris’teki zirveyi önemli bulduğunu belirten Fidan, son dört yıldır devam eden çatışmada kalıcı bir barışa yaklaşılabileceği kanaatini paylaştı. Yapılacak bir anlaşmanın sadece Ukrayna içi bir barış metni olmayacağını, aynı zamanda Rusya ile Avrupa arasındaki yeni döneme ilişkin modaliteleri belirleyebileceğini söyledi. Zirvede ateşkesin gözetlenmesi, caydırıcılık önlemleri ve ateşkesin bozulması halinde alınabilecek askeri tedbirler gibi konuların tartışıldığını aktardı.
Türkiye’nin rolü ve Karadeniz güvenliği
Fidan, Cumhurbaşkanı talimatıyla Türkiye’nin barış döneminde oluşturulacak deniz unsuru konusunda sorumluluk üstlenmeye hazır olduğunu belirtti. Karadeniz güvenliğinde, bölgede en büyük filoya sahip NATO ülkelerinden biri olarak Türkiye’nin sorumluluğu üstlenmesinin doğal olduğunu vurguladı. Barış anlaşmasının en kısa sürede imzalanmasıyla daha fazla can kaybının önlenmesi ve bölgeye istikrar gelmesini umduklarını söyledi.
İyileşme ve ekonomik yeniden yapı
Zirvenin ekonomik ve kalkınma boyutlarına da değinen Fidan, çatışma sonrasının inşasında Türkiye’nin üstleneceği rollerin önemine dikkat çekti. Cumhurbaşkanının bu konuda hassasiyet gösterdiğini belirten Fidan, Türkiye’nin altyapı, yatırım ve iş dünyası tecrübesiyle yaraların sarılmasında etkin rol oynayabileceğini ifade etti.
Sonuç
Fidan, Paris’teki temasların bölgesel güvenlik, müzakere süreçleri ve uluslararası hukuka ilişkin önemli mesajlar verdiğini söyledi. Türkiye’nin arabuluculuk, sorumluluk üstlenme ve bölgesel istikrarı koruma yönündeki yaklaşımının bu çerçevede sürdürüleceğini belirtti.







