Genel değerlendirme
MHP Lideri Devlet Bahçeli, Suriye’deki son gelişmeleri değerlendirirken SDG/PKK yapılanmasının ülkenin yeniden inşa ve istikrar sürecinin önünde önemli bir engel haline geldiğini vurguladı. Bahçeli, 10 Mart 2025 mutabakatının SDG’nin silahlı varlığının sona erdirilmesi ve devlet kurumlarına entegrasyonu açısından dönüm noktası olduğunu; ancak SDG liderliğinin mutabakata aykırı davranarak özerklik ve federasyon taleplerini sürdürdüğünü belirtti. Bu tutumun, Şam yönetimi tarafından Suriye’nin toprak bütünlüğüne yönelik ciddi bir tehdit olarak algılandığına dikkat çekti.
Sahadaki askerî gelişmeler
Bahçeli, SDG’nin 10 Mart mutabakatını uygulamamasının Ankara ve Şam’da tepki yarattığını, 2025 sonlarında başlayan askerî hareketliliğin Halep ve çevresinde SDG unsurlarına karşı operasyonlarla yeni bir aşamaya girdiğini kaydetti. Suriye ordusunun Deyr Hafir, Meskene ve 34 köy ile kasabayı kontrol altına alması, birliklerin Rakka çevresinde toplanması ve Fırat‘ın batısındaki bölgenin askerî kapalı bölge ilan edilmesi yönetimin sahadaki gücünü ortaya koyduğunu ifade etti. Ayrıca birçok yerel aşiretin Şam yönetiminin yanında yer aldığının altını çizdi.
SDG’nin toplumsal tabanı ve seçenekleri
SDG’nin kontrolündeki bölgelerde nüfusun büyük bölümünün Arap olmasının, yerel aşiretlerin rahatsızlık duymasının ve ekonomik-askerî yüklerin örgütün toplumsal desteğini zayıflattığını belirten Bahçeli, SDG’nin önünde üç temel seçenek olduğunu söyledi: merkezi yönetimle bütünleşme; mevcut statükoyu savunup artan baskıya göğüs germe; ya da dış aktörlere dayanarak zaman kazanmaya çalışma.
Kararname ve Kürt vatandaşların statüsü
Bahçeli, Ahmed el-Şara yönetiminin yayımladığı 13 sayılı kararname‘nin Suriyeli Kürtlerin Suriye halkının ayrılmaz bir parçası olarak tanınması, dil ve kültürel haklarının güvence altına alınması yönünde olumlu bir adım olduğunu vurguladı. Bu kararın, SDG’nin “Kürtlerin temsilcisi” olduğu iddiasını zayıflattığını ve toplumsal uzlaşmayı güçlendirebileceğini söyledi. Ancak aynı hakların Türkmenler başta olmak üzere diğer etnik gruplar için de geçerli kılınması gerektiğini de ekledi.
Stratejik görüş ve uyarılar
Bahçeli, Suriye’nin üniter yapısının korunmasının bölgesel istikrar açısından zorunlu olduğunu; federasyon, özerklik veya etnik coğrafi bölünme arayışlarının ülkeyi yeniden kaosa sürükleyeceğini savundu. Kamusal alanda ortak dilin önemine değinerek, Kürtçenin yoğun olduğu yerlerde seçmeli ders şeklinde eğitimde yer almasının mümkün olduğunu, ancak resmi dilin ve kamu hizmetinin bir bütünlük içinde yürütülmesi gerektiğini belirtti.
Yol haritası önerileri
Bahçeli’nin sunduğu öncelikli adımlar özetle şunlar:
- 10 Mart 2025 mutabakatı‘nın tüm maddeleriyle uygulanması; SDG ve türev yapıların feshedilerek devlet kurumlarına entegrasyonu,
- Federasyon ve özerklik tartışmalarının gündemden çıkarılması, ülke bütünlüğünün güvence altına alınması,
- Merkezi otoritenin ülke genelinde hızla tesis edilmesi; Fırat’ın batısı ve doğusu ayrımı olmaksızın egemenliğin sağlanması,
- Yeni, kapsayıcı ve eşitlikçi bir anayasanın hazırlanması; tüm etnik ve dini kesimlerin haklarının güvence altına alınması,
- SDG’nin net biçimde Kürtlerle ayrıştırılması ve “Kürtlerin tek temsilcisi” iddiasının toplumsal düzeyde kırılması,
- Kürtçenin seçmeli ders olarak müfredata dahil edilmesi; Türkmenler gibi diğer unsurların kültürel haklarının tanınması,
- “Suriye vatandaşlığı” anlayışının güçlendirilmesi; etnik ve dini aidiyetler yerine vatandaşlık bağının ön plana çıkarılması,
- Başkanlık temelli yönetimde istikrar, kuvvetler ayrılığı, serbest ve adil seçimler ile insan hakları ve özgürlüklerin korunması.
Sonuç
Bahçeli, çatışmanın kimseye yarar sağlamayacağını, Suriye’nin yeniden yapılanmasının anahtarının merkezi otoritenin yeniden tesisi ve yerel unsurların bu sürece etkin entegrasyonu olduğunu vurguladı. Kararnamenin doğru uygulanması ve kapsayıcı bir anayasa ile ülkenin birlik ve istikrarının güçlendirilebileceğini belirtti.