Arakçi: Nükleer silahlar insanlığın en büyük tehdididir
İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi, Cenevre’de düzenlenen Birleşmiş Milletler Silahsızlanma Konferansı’nda yaptığı konuşmada, uluslararası barış ve güvenlik düzeninin son dönemde ciddi baskı ve erozyona uğradığını söyledi. Arakçi, silahlı çatışmaların arttığını, uluslararası hukuka ve BM Şartı’na saygının zayıfladığını ve çok taraflılığın gerilediğini vurguladı.
Nükleer silahlar küresel istikrara tehdittir
Arakçi, bazı devletlerin nükleer silahları politika aracı olarak görmesinin küresel ölçekte büyük bir istikrarsızlığa yol açtığını belirtti. Artan tehditlerin acil ve kolektif bir yanıt gerektirdiğini ifade eden Arakçi, “Nükleer silahlar insanlığa yönelik en büyük tehdittir. Bu silahların tamamen, doğrulanabilir ve geri döndürülemez biçimde ortadan kaldırılması yönündeki hukuki yükümlülükler açıkken bazı devletlerin bunlara daha fazla dayanmaları derin kaygı uyandırıyor” dedi.
İnsanlık hâlâ nükleer gölgesi altında
Arakçi, dünyada yaklaşık 12 binden fazla nükleer savaş başlığı bulunduğunu ve bunların pek çoğunun konuşlandırılmış ya da yüksek alarma hazır durumda olduğunu söyledi. Bazı güvenlik doktrinlerinde ilk kullanım seçeneğinin yer almasının ve bazı senaryolarda hızlı kullanıma izin verilmesinin tüm insanlık için varoluşsal riskler doğurduğunu, bunun da NPT taahhütleriyle çeliştiğini belirtti.
İran’ın tutumu: Nükleer silah yok
Arakçi, İran’ın nükleer silah üretme veya edinme peşinde olmadığını vurguladı. İran’ın nükleer enerjiyi barışçıl amaçlarla kullanma ilkesini benimsediğini ve programının barışçıl olduğunu güvence altına etmek için gerekli adımları attıklarını söyledi. Arakçi, bu yaklaşımın İran’ın savunma doktrinine ve kitle imha silahlarını yasaklayan dini hükümlere dayandığını ifade etti.
Kalıcı çözümler karşılıklı taahhütle mümkün
Kalıcı anlaşmaların ancak karşılıklı, dengeli taahhütler ve halkların meşru haklarına saygı ile sağlanabileceğini belirten Arakçi, NPT kapsamındaki barışçıl nükleer araştırma ve kullanım haklarının devredilemez ve hukuken bağlayıcı olduğunu, bu hakkın siyasi değerlendirmelere tabi tutulamayacağını söyledi.
ABD’nin tutumu ve güvenilirlik eleştirisi
Arakçi, bazı Batılı ülkelerin, özellikle de ABD‘nin davranışlarının müzakere sürecinin güvenilirliğini zayıflattığını öne sürdü. ABD’nin nükleer anlaşmadan tek taraflı çekilmesinin çok taraflı taahhütlere duyulan güvene ciddi zarar verdiğini, bunun İran halkına ekonomik ve insani sonuçlar doğurduğunu kaydetti. Ayrıca müzakereler sürerken uygulanan askeri saldırıları, BM Şartı ve uluslararası hukukla çelişen kritik bir adım olarak niteledi.
Saldırılar ve uluslararası hukuka dair uyarı
Arakçi, denetim altındaki nükleer tesislere yönelik saldırıların savaş suçu sayılabileceğini, bu tür eylemlerin radyolojik yayılma, uzun vadeli çevre kirliliği ve sınır aşan etkiler doğurabileceğini vurguladı. BM Güvenlik Konseyi ile Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı (UAEA)nın bu tür saldırıları açıkça kınamamasının, cezasızlık algısı yaratabileceği ve NPT‘nin zayıfladığını gösterdiğini belirtti.
Teknik iş birliği ve tarafsızlık çağrısı
Arakçi, İran’ın UAEA ile yasal yükümlülükleri çerçevesinde iş birliğini sürdürdüğünü, ülkesinin ajansın kapsamlı denetimleri altında olduğunu hatırlattı. Ajansla ilişkinin yalnızca teknik ve tarafsız zeminde kalmasının, siyasi baskı ve seçici yorumlardan uzak tutulmasının önemine dikkat çekti.







