Akdeniz’de Yeni Denge: Türkiye-Mısır Enerji İşbirliği

Türkiye ile Mısır arasındaki diplomatik normalleşme, Kahire’deki Cumhurbaşkanı buluşmasının ardından Doğu Akdeniz enerji haritasında sessiz ama etkili bir dönüşümün sinyallerini veriyor. İsrail merkezli alternatif ticaret rotalarına karşı şekillenen bu yakınlaşma; enerji, deniz yetki alanları ve bölgesel güç dengeleri açısından yakından izleniyor. Analistler, Mısır’dan Türkiye’ye yönelik LNG sevkiyatlarının yeniden başlamasını, Ankara’nın bölgesel gaz ticaret merkezi olma hedefiyle örtüşen stratejik bir hamle olarak okuyor.

Kahire buluşması
Kahire’deki temaslar, Türkiye ile Mısır arasında yalnızca diplomatik değil, enerji eksenli yeni bir işbirliğinin de işaretlerini verdi.

Yeni gaz rotası mı?

Uzmanlar, söz konusu sevkiyatları yalnızca teknik veya ticari bir işlem olarak görmüyor. Yaklaşık 150 bin metreküp hacmindeki LNG‘nin Türkiye’ye ulaşması, Mısır’ın yatırımcı güvenini canlı tutma çabasının yanı sıra Doğu Akdeniz‘deki enerji rollerinin yeniden tanımlandığı bir dönemin parçası olarak değerlendiriliyor. Mısır’ın LNG altyapısı, dalgalı üretim koşullarına rağmen ülkeyi bölgenin önemli ihracat aktörlerinden biri olarak konumlandırmayı sürdürüyor.

Türkiye köprü olacak

Türkiye cephesinde bu gelişme, enerji arz güvenliği ve kaynak çeşitlendirme stratejisinde kritik bir halka. Sanayi üretimi ve iç talepteki artışla büyüyen enerji ihtiyacını karşılamak için Ankara, farklı coğrafyalardan gaz tedarikini artırarak piyasalardaki dalgalanmalara karşı esnekliğini güçlendirmeyi hedefliyor. Mısır’dan gelen LNG, Türkiye’nin enerji sepetine tamamlayıcı bir unsur olarak ekleniyor; depolama ve yeniden gazlaştırma altyapısı ise bu akışların sadece iç tüketime değil, bölgesel dağıtıma da hizmet edebileceğine işaret ediyor. Coğrafi konumuyla Türkiye, Doğu ile Batı arasında doğal bir enerji köprüsü rolünü pekiştiriyor.

Güvenlik mimarisi oluşur

Bu yakınlaşma, Doğu Akdeniz’deki güç blokları açısından da dengeleri etkileyebilir. Yunanistan, Güney Kıbrıs Rum Yönetimi ve İsrail merkezli iş birliklerine karşı Mısır gazının Türkiye rotasına yönelmesi yeni stratejik hesaplamaları beraberinde getiriyor. Analistler, Türkiye-Mısır enerji yakınlaşmasının yalnızca ikili ilişkilerle sınırlı kalmayıp, Libya başta olmak üzere bölgedeki siyasi ve güvenlik dosyaları üzerinde dolaylı etkiler oluşturabileceğini vurguluyor.

Askeri ve deniz kapasitesindeki gelişmeler, Doğu Akdeniz’de yeni dengelerin şekillenmesine imkan tanıyor.

Akdeniz’de yeni eksen

Siyaset bilimi uzmanı Kaan Devecioğlu, iki ülke arasındaki ekonomik hedeflerin bu dönemin taşıyıcı kolonlarından olduğunu belirtiyor. ‘İki ülke arasındaki ticaret hacminin 9 milyar dolardan 15 milyar dolara çıkarılmasının hedeflenmesi, siyasi yakınlaşmanın kalıcılığını sağlamaya dönük bir adım’ diyen Devecioğlu, Gazze ve Filistin konularında ortaya çıkan örtüşmeler ile Libya dosyasında daha kontrollü eşgüdümün dikkat çektiğini ifade ediyor.

Planları bozar

Uluslararası ilişkiler uzmanı Prof. Dr. Hasan Köni de Doğu Akdeniz’deki hidrokarbon potansiyeline vurgu yapıyor: ‘Bölgede tahmini rezervlerin yüksekliği, çeşitli aktörlerin farklı enerji koridorları arayışını tetikliyor. Türkiye ile Mısır’ın yakınlaşması, İsrail merkezli bazı enerji planlarını yeniden tartışmaya açabilir.’ Bu perspektif, enerji tedarik yollarındaki değişimin bölgesel stratejileri nasıl etkileyebileceğini gösteriyor.

Exit mobile version