Teknoloji

2016’ya Özlem Değil: İnternetin Daha Az Kirlenmiş Hâlini Özlemek

2016 neden yeniden konuşuluyor?

2016, yeni kuşak için kısa sürede “son iyi yıl” olarak anılmaya başlandı. Sosyal ağlardaki geri dönüş paylaşımları ve tematik etiketler, insanların o döneme ait anılarını canlandırdı. Ancak bu nostalji, çoğunlukla internetin o zamanki yapısına duyulan özlemin bir yansıması.

Gerçekten daha güvenli miydi?

2016, birçokları için daha basit bir dönem izlenimi verse de, siyasi ve toplumsal kaygıların yoğun olduğu bir yıldı: küresel çatışmalar, sağlık krizleri ve büyük toplumsal travmalarla doluydu. Yani hatırlanan ‘rahatlık’, büyük ölçüde belleğin seçici süzgecinden gelen bir imgeden ibaret olabilir.

Fotoğraf: Tumblr
Görsel: O dönemi hatırlatan bir internet ekran görüntüsü

Asıl özlem: Algoritmalar gelmeden önceki internet

Bugünkü hayıflanmanın merkezinde siyaset veya popüler kültür kadar, algoritmalar ve yapay zekânın hayatımıza daha yoğun girmesinden kaynaklanan değişim var. 2016, hâlâ içeriklerin ve çevrimiçi deneyimlerin tam anlamıyla algoritmik seçiciliğe teslim olmadığı bir dönemin sembolü haline geldi. Bir başka ifadeyle insanlar, platformların kullanım biçimlerini değiştiren ticarileşme ve algoritmik müdahalelerden önceki interneti hatırlıyor.

İnternetin yaygınlaşması ve kültürün sızması

2006’dan itibaren başlayan sosyal internetin yaygınlaşması, on yıl sonra 2016’da kültürün internete daha derin nüfuz etmesine yol açtı. Artık herkes akıllı telefonla sürekli çevrimiçiydi; internet kültürü, daha önce kapalı kalmış yerlerden çıkıp popüler kültüre karıştı. Bu değişim, hem yaratıcı içeriğin kitleselleşmesini sağladı hem de toksisite ve ideolojik kutuplaşmaların geniş kitlelere ulaşmasına zemin hazırladı.

Hafıza neden seçici davranır?

2016 hakkında duyulan özlem, birçok kişiye göre o zamanki internetin “daha eğlenceli” ve “daha kontrol edilebilir” olduğu hissinden kaynaklanıyor: arama sonuçları daha güvenilirdi, derin sahte videolar azdı, yapay zekâ tabanlı içerik üretimi henüz her alana yayılmamıştı. Ancak bu romantizasyon, o dönemin sorunlarını göz ardı ediyor; yine de modern kullanıcılar için çekim gücü olan bir nostalji kaynağı oluyor.

Sonuç: Daha analoğa mı dönmeliyiz?

İnternete ve sosyal medyaya yönelik yaygın memnuniyetsizlik, daha analog deneyimlere yönelen bir hareketi tetikliyor. İnsanlar, çevrimiçi hayatın dominant olduğu bugünün dünyasında biraz daha kontrol, daha az dijital gürültü ve daha fazla gerçek dünya temasına ihtiyaç duyuyor. Bu arayış, 2016’yı tamamen iyi bir yıl olarak değil, internetin daha az tükenmiş hâlini temsil eden bir dönüm noktası olarak görmeye zorluyor.

Ne öğrenmeliyiz?

Nostalji, geçmişin tümünü doğrulamaz ama bize bugünkü yönelimlerimizi sorgulatır. İnternetin geleceğini konuşurken, algoritmaların, yapay zekânın ve platformların toplumsal etkilerini hesaba katmak; daha şeffaf, daha az ticarileşmiş ve kullanıcı odaklı deneyimler tasarlamak gerekiyor. Böylece sadece geçmişe dönük bir özlem değil, somut iyileşmeler hedeflenebilir.

World EDU Türkçe Editör

General Editor - Soru ve Eleştirileriniz için İLETİŞİM kısmından bağlantı kurabilirsiniz.

İlgili Makaleler

Bir yanıt yazın

Başa dön tuşu